KİVİNİN BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ
Kivi bir orman kenarı bitkisi olarak doğal ortamlarında diğer ağaçlara sarılarak tırmanan, bu sayede onlarca metre boylanan, kışın yaprağını döken çok yıllık bir bitkidir. Birçok özelliği bakımından üzüme benzediğinden kivi bitkisine kivi asması yada omcası denilmektedir. Bir kivi omcası şu kısımlardan oluşmaktadır:
Gövde: Genç kivi omcalarında gövde gevrek yapılıdır. Sarılıcı özelliği nedeni ile dikimden itibaren bir hereğe bağlanarak düzgün gelişmesi ve dik durması sağlanmalıdır. Gövde ileriki yaşlarda odunlaşsa bile mevcut yükü taşıyamadığından mutlaka destek sistemine ihtiyaç duymaktadır. Kivi gövdesi ince, kabuklu ve açık renklidir. Düşük sıcaklılarda (-13°C’den itibaren) çatlayarak zarar görür. Gövdenin soğuk nedeniyle ölmesi durumunda toprağa yakın bir yerden yeni sürgünler çıkarak genç gövdeyi oluşturmaktadır.
Kollar: Kollar gövdenin devamı sayılan yaşlı kalın sürgünlerdir. Kollar destek sisteminin orta teline bağlanarak tutulmaktadır. Yaklaşık 150cm uzunluğunda ve zıt yönde bırakılan iki adet kol, gövde ile birlikte omcasının iskeletini oluşturmaktadır. Kolların kış budamaları sırasında elden geçirilmesi ve birkaç yılda bir yenilenmesi zorunludur.
Çubuklar: Çubuklar kollardan çıkan odunlaşmış bir yaşlı sürgünlerdir. Sürgünlerin odunlaşması yaz ortasından başlar yaprak dökümünde son bulur. Sürgünler uygun koşullarında 6-7 metre boylanabilirler. Sürgünlerin uç kısmı sarılıcı, tüylü ve kahve renklidir. Sürgünlerden bazılarının uçları beş veya altıncı yapraktan itibaren körleşir. Sürgünler üzeride onikinci göze kadar olan gözler meyve verme potansiyeline sahiptirler. On üçüncü gözden itibaren oluşan gözlerin tamamı vejetatif yapıdadır. Bu gözlerden meyve meydana gelmez. Çubukların orta kısımları çelik ve aşı kalemi için dip ve uç kısımlarına oranla daha uygundur. Kivilerde sürgün uçları başka dallara temas edince yumak büklümü gibi büklümler meydana getirdiğinden sürgün uçlarının yaz budamalarıyla mutlaka kesilmesi gerekir. Sürgünler diğer meyve türlerine oranla dallara daha zayıf bağlandıklarından orta şiddette esen rüzgarlarda bile kolayca kırılmaktadırlar. Bu nedenle çubukların kış budamalarından sonra tellere bağlanması gereklidir.
Gözler: Gözler bir yaşlı sürgünler üzerindeki yaprak koltuklarından çıkarlar. İlkbaharda gözler patladığı zaman içlerinden bir önceki vejetasyon döneminde gelişmelerini tamamlamış minyatür halde genç sürgünler doğar. İlkbaharda süren genç sürgünlerin dipte bulunan gözlerinden çiçek salkımları meydana geliyorsa bu gözlere verimli göz denir. Verimsiz gözlerde ise sadece sürgün ve yaprak taslakları bulunur. Gözlerin verimli veya verimsiz olması tamamen bir yıl önceki gelişme şartlarına bağlıdır. Eğer bir önceki yıl yapraklar yeterince güneşlenmiş, topraktan yeterli düzeyde su ve besin maddesi almışsa o yıl yeterli düzeyde meyve almak mümkündür. Verimli gözlerin patlaması ve çiçek salkımları oluşturması için kış dinlenme döneminde gözlerin (7°C’nin altında) 600-800 saat kadar bir soğuklamaya maruz kalması gerekir. Soğuklama ihtiyacı karşılanmamış gözler çoğunlukla dormant halde kalır. Gözler patlayıp çiçek açsa bile bu çiçekler dökülür. Gözler kışı kabuk altında saklanmış olarak geçirirler. Böylece kış soğuklardan korunmuş olurlar. Gözler ilkbaharda patlamadan 10 gün önce kabarmaya başlarlar. Gözlerin patlama süreci iki hafta devam eder. Bir taraftan meydana gelen genç sürgünler büyümelerine devam ederken diğer taraftan da bu genç sürgünlerin dip kısımlarında bulunan körpe gözler içerisindeki çiçek taslakları patlama sürecine girerler. Bu süreç ilkbaharda gözlerin patlamasından itibaren iki aylık bir süreyi kapsar. İki aydan sonra genç gözler patlayarak içlerinden çiçek salkımları çıkar. Çubuklar üzerinde bulunan gözlerin tamamı uyanmaz. Özellikle çubukların alt gözleri ile kuvvetli, kalın ve boğum araları uzun olan çubuklarda uyanma az olur. Hayward çeşidinde gözlerin yarısından azı uyanır ve sürer. Uyanmadan itibaren 3 hafta içinde sürgün boyları 15-20 cm'ye ulaşır.
Çiçekler: Kivilerde çiçekler yaprak koltuklarından tek tek veya salkım halinde oluşurlar. Ticari olarak yetiştirilen kivi çeşitleri 2 evciklidir. Dişi ve erkek bitkilerde çiçekler morfolojik olarak birbirlerine benzeseler de erkek çiçeklerde yumurtalıklar, dişi çiçeklrde ise polenler fonksiyonel değildir. Dişi çiçeklerde polen tozlarının içi boş ve yumuşaktır. Bunların çimlenme yeteneği yoktur. Erkek çiçekler 2-3 gün canlılıklarını muhafaza ederler. Bu süre dişi çiçeklerde 10 güne kadardır. Döllenen dişi çiçeklerde dişicik tepesi kahverengileşir ve solar. Döllenmeyenlerde ise renk beyaz kalır ve dişi organın görünüşü değişmez. Çiçeklenmeden sonra erkek çiçeklerde çiçek sapı kuruyarak omcalar üzere kararmış bir vaziyette kalır. Kararmış ve kurumuş bu çiçek kalıntılarına bakarak erkek omcaları tanımak mümkündür. Döllenme olması için bahçede mutlaka tozlayıcı-erkek bitkilerin bulunması gerekir. Erkek çeşitlerden Matua, dişi çeşit olan Hayward’dan biraz daha erken çiçek açtığından tozlanmayı garanti altına almak bakımında bahçede ikinci bir erkek çeşit olan Tomuri’ye de yer verilmelidir. Matua çeşidi soğuğa fazla dayanıklı değildir. Ancak fazla sayıda çiçek açar ve çiçeklenme süresi uzundur. Tomuri ise soğuğa dayanıklıdır. Ancak az sayıda çiçek açar. Bunların yanında son zamanlarda adları sıkça duyulan M51, M52 ve M56 çeşitleri de tozlayıcı çeşit olarak kivi bahçelerinde yer almaktadır. Yetiştiricilikte pazarlanabilir meyve üretimi için böceklerle tozlanma esastır. Rüzgarla tozlanma yeterli değildir. Bu yüzden çiçeklenme zamanı kivi bahçelerinde arı kovanları bulundurulmalıdır. Yeterli bir tozlanma için bir hektar alanda 10 adet arı kovanı bulundurulmalıdır. Kovanlar dişi çiçeklerin % 15'i açınca bahçeye getirilmeli ve son çiçeklerin taç yaprakları döküldükten sonra uzaklaştırılmalıdır. Kivi çiçekleri nektar içermediklerinden arılar için çekici değildirler. Yetiştiricilikte iyi bir tozlanma için erkek bitkilerin sayısı ve yerleri, yeterli sayıda arı bulundurulması, arıları cezbedecek diğer çiçeklerin bahçede az bulunması önem taşır. Öte yandan el veya makine ile yapay tozlama yapmak mümkündür. Elle tozlama daha çok ev bahçelerinde uygulanır. Bu amaçla erkek çiçekler koparılarak dişi çiçekler üzerine 1-2 kez silkelenmek suretiyle tozlanma yapılabilir. Geniş alanlarda ise polenler dişi çiçeklere pompalarla püskürtülür. Polen tozlarını 4-6°C'de kapalı polietilen torbalarda çiçekli veya yalnız toz olarak 48 saat bekletmek mümkündür.
Meyve: Kivi meyveleri dişi çiçeğin döllenmesi ve yumurtalığın gelişmesi sonucu oluşur. Olgun meyvede kabuk açık kahverengi, kısa ve yumuşak tüylerle kaplıdır. Meyve et rengi açık yeşildir. Döllenmeden itibaren meyve oluşumu için ortalama 20-24 haftalık bir süre gereklidir. Meyve, gelişme sürecinin ilk 8-9 haftasında hızlı bir gelişme kaydeder. Bunu izleyen 3 haftalık devrede yavaş bir gelişme olur. Daha sonra çevre koşullarına bağlı olarak büyüme tekrar hızlanır. Gelişmenin i1k devresinde hücre bölünmesi ağırlıklı olarak cereyan ederken sonraki devrelerde hücre büyümesi yolu ile meyve irileşir. Hayvard çeşidinde meyve eni 4-5 cm, boyu 6-9 cm ve ağırlığı 40-150 g arasındadır. Meyve şekli silindirik ovaldir. Dıştan içe, tüyler, kabuk, dış meyve eti, iç meyve eti, çekirdek, çekirdek evi, yumurtalık izleri ve meyve özünden meydana gelmiştir.
Kivi meyvesi %20 oranında kuru madde, %80 oranında su ihtiva eder. Kivi meyvesi C vitamini bakımından çok zengindir. 100 gram taze meyvede 100-400 mg C vitamini bulunur. Bu miktar yabani çeşitlerde 1100mg’a kadar çıkar. Bu özellik meyveye beslenme yönünden değer kazandırarak ve kivinin aranan bir meyve haline gelmesini sağlamaktadır. Pazarlanabilir meyve ağırlıkları 80-120 g olduğuna göre yarım kivi meyvesi yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır. Kivi meyvesinde bulunan aktinidin enziminin eti yumuşatıcı özelliği vardır. Kivi meyvesi vitamin ve mineraller bakımından zengin olmakla birlikte, kalori değeri azdır. 100 g meyve eti yalnızca 66 kalori verir. Bu bakımdan kivi sağlık meyvesi olarak adlandırılır.
Kivi meyvesinin içerisinde bulunan klorofil pigmentleri meyvelere yeşil renk verirler. Çekirdek evinin de ışınlı yapıda olması meyveye dekoratif bir görüntü kazandırır. Bu bakımdan kivi pasta ve dondurma yapımında aranan bir meyvedir. Ayrıca kivi meyveleri marmelat, içki ve içecek yapımında da kullanılmaktadır.
Bazı çiçek gözlerinden garip şekilli, yassılaşmış, genişliği uzunluğundan daha fazla olan meyveler meydana gelir. “Faciated” veya "Fan meyve" diye adlandırılan anormal şekilli bu meyveleri meydana getiren gözlerin çiçeklenme döneminde normal meyvelerden ayrılabilmeleri büyük avantajdır.
Bazı yetiştiriciler bu yapıdaki çiçekleri veya meyveleri ya çiçeklenme döneminde veya meyveleri çok küçük olduğu dönemde seyreltirler.
Yaprak: Bir kivi bitkisinde toplam 2.000-3.000 adet yaprak bulunur. Yapraklar sürgün üzerinde boğumların dip kısmından çıkarlar. Yaprakların ortalama çapı 20 cm kadardır. Bir bitkide ortalama yaprak alanı 40-60 m2 dır. Bu da omcanın iz düşümünün 2-3 katı kadardır. Bu durum kivi omcalarında fazla miktarda su tüketiminin nedenini açıklamaya yeterlidir. Kivilerde yapraklar açık yeşil renkli ve kalp şeklindedir. Yaprakların alt yüzeyi tüylü, kenarları dişlidir. Süs bitkisi olarak değerlendirilen bazı kivi türlerinde yapraklar dekoratif görünüşlüdür. Yapraklar sonbahara doğru renk değiştirerek kahverengi veya bakır rengini alırlar. Yapraklar yöreden yöreye değişmekle beraber aralık ayında dökülürler.
Kökler: Kivi saçak köklü bir bitkidir. Kökler çoğunlukla toprağın 40 cm'lik üst kısmında bulunurlar. Kök hacmi toprak üstü organlarına oranla daha azdır. Toprak üstü aksamın su tüketimini karşılayabilmesi için toprakta yeterli miktarda su bulunması gerekir. Bu durum kivi yetiştiriciliğinde su ve sulamayı önemli hale getirir. Kökler kuraklıktan zarar gördükleri gibi topraktaki aşırı sudan da zararlanırlar. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde köklerde boğulma görülür. Bu nedenle derin toprak işlemeden, kaçınılmalıdır. Kivi kökleri toprak kaynaklı mantari hastalık ve nematodlardan çok etkilenir ve zarar görürler. Ancak bol saçak kök oluşturduklarından kökler kendilerini çabuk yenilerler.
KİVİNİN YETİŞME İSTEKLERİ
Verimli bir bahçe kurmak ve bu verimliliği uzun yıllar devam ettirebilmek için kivi bahçesi tesis edilecek yerin seçiminde gerekli titizliğin gösterilmesi zorunludur. Yer seçiminde, yörenin iklim ve toprak yapısı, daha önce yetiştirilen ürünlerin çeşidi, sulama suyunun kalitesi ve yeterli olup olmama durumu gibi faktörler mutlaka dikkate alınmalıdır.
Kivinin ekolojik isteklerini anlamak için bu bitkinin doğal olarak yetiştiği ortamların iklim ve toprak koşullarına bakmak yeterlidir. Kivinin bir orman kenarı bitkisi olarak yetiştiği doğal ortamlarda oransal nem % 70-80, yükseklik en az 300, çoğunlukla 800-1400m dır. Buralarda sık yoğun sis görülse de yıllık 2000 saatin üzerinde güneşlenme vardır. Vejetasyon döneminde su tüketimini karşılayacak bol yağış olur. Vejetasyon döneminde en az 260 gün don olayı meydana gelmez.
Kivi, farklı çevre koşullarına uyma yeteneği fazla olan bir bitkidir. Kivi, kültüre alındığı Yeni Zelanda'nın Plenty koyunda avokado ve turunçgillerle birlikte yetişirken, Güney Afrika'da elma ile yan yana yetiştirilmektedir. Kaliforniya'da ise sofralık üzüm, şeftali, zeytin, incir ve turunçgillerle birlikte yetiştiriciliği yapılmaktadır. Genel olarak kivinin yetiştirildiği ülkelerin coğrafik konumlarına bakıldığı zaman bu ülkelerin kuzey ve güney yarım kürede 40. paraleller üzerinde veya bu paralele yakın oldukları görülür. Ülkemizde de aynı paralel üzerinde bulunan Karadeniz ve Marmara Bölgeleri kivi yetiştiriciliğine en uygun yörelerdir.
İklim İsteği
Kivi, kışları ılık, yazları sıcak ve nemli olan bölgeleri sever. Dünyada kivi üretiminin yapıldığı yörelerin yıllık sıcaklık ortalamaları yaklaşık 12-16°C arasındadır. Yıllık ortalama sıcaklığın yanı sıra Mart-Kasım dönemini kapsayan vejetasyon dönemindeki sıcaklık toplamları da önemlidir. Vejetasyon döneminde 8°C'nin üzerinde 1800-3.000, 10°C'nin üzerinde 1300-2500 saat sıcaklık toplamına sahip ekolojilerde kivi yetiştirilebilmektedir. Bitkide vejetatif faaliyetler 8°C ve üzerinde olduğundan 8°C'nin üzerindeki sıcaklıkların toplamı önemlidir.
Don olayları kivi yetiştiriciliğine en çok kısıtlama getiren etmenlerden birisidir. Gözlerin sürmesi ile hasat ve yaprak dökümü arasında 230-260 gün don olmayan gelişme süresi gereklidir. Özellikle gözlerin sürmesi ve yapraklanmadan sonra olan don olayları bitkiye büyük zarar verir. Körpe ve yeni oluşmuş sürgünler 0°C'nin altındaki sıcaklıklara çok duyarlıdır. Sıcaklığın -1 ya da -2°C'ye düşmesi 1/2-2 saat içinde sürgünlerin kavrulmasına yol açar. İlkbahar geç donlarının olduğu ekolojilerde en uygun araziler, güneye bakan, hafif meyilli arazilerdir. Soğuk hava tabakasının akış yoluyla uzaklaşması don sorununu azaltır. Sonbahar donları hasada yakın zamanlarda meyvenin zararlanmasına yol açabilir. Kış donları, bitki yaprak döktükten sonra oluşan sert donlardır. Yaşlı bitkiler -15, -16°C’ ye dayanabildikleri halde daha genç olanlar sıfırın altındaki sıcaklıklardan zarar görürler. Soğuğa yeteri kadar dayanıklı olmayan bu bitkilerin gövdelerini don zararından korumak için 3-4 yaşına kadar ot, saman veya çuval gibi örtü materyali ile sarmak gerekir. Bu malzemeler yerden 50-60 cm yükseğe kadar gövdeye sarılır. Çok genel bir ifade ile bitkiler kışın -6,5 ile -10 °C, ilkbaharda sürgünler -0,5 °C, sonbaharda meyveler -2 °C'nin altındaki sıcaklıklarda zarar görürler.
Vejetasyon döneminde en uygun sıcaklıklar 10-30°C arasıdır. Yüksek sıcaklıklar kivi yetiştiriciliği yönünden önemli sorun yaratmaz. Ancak bitkide aşırı su kaybına neden olduğundan arzu edilmez. Soğuklama isteği, kivinin kışları sıcak geçen yörelerde yetiştirilmesinde sorun yaratır. Kültürü yapılan çeşitler 400-800 saat kış soğuklamasına ihtiyaç gösterirler. Bu süreler +7°C'nin altında geçen süre toplamıdır. Kış soğuklaması yetersiz olan yörelerde gözler uyanmadan önce yapılacak hidrojen siyanamid (Dormex) uygulaması soğuklama isteğini kısmen giderebilir.
Rüzgar, üzerinde durulması gereken önemli bir iklim etmenidir. Kivilerin sürgünleri çok gevrek ve kırılıcıdır. Sürgünün yıllık çubuğa bağlantısı kuvvetli değildir. Bitkinin yaprakları büyük ve toprak üstü organları çok olduğundan rüzgar etkisi artmaktadır. Yaprakların parçalanması, sürgünün dipten kopması ya da kırılması yanında rüzgar, meyvelerin dallara çarparak mekanik zararlanmalarına da yol açar. Öte yandan sert rüzgarlar çiçeklerin dökülmelerine de yol açar. Bunun için yapay veya doğal rüzgar kıranlar tesis edilir. Yapay rüzgar kıranlar rüzgarın geldiği yönde tahta, hasır veya plastik malzemelerden yapılır. Canlı rüzgar kıranlar daha çok kullanılmaktadır. Bu amaç için kullanılabilen türler, selvi, kavak, okaliptüs ve söğüt olabilir. Rüzgar kıran bitkiler kivi dikim yılında veya daha önce dikilmelidir. Etkili bir rüzgar kıran, rüzgar hızını % 50 azaltmalıdır. Rüzgar kıranlar boylarının yaklaşık 10 katı kadar bir mesafede etkili olmaktadırlar.
Yağış, kivi yetiştiriciliğinde en önemli iklim etmendir Kivi bitkisi yaklaşık 8-9 ay süren vejetasyon dönemi içinde iklime göre topraktan 800-1400 mm su tüketir. Türkiye'nin kivi yetiştirilebilecek yörelerden Doğu Karadeniz Bölgesi dışında hemen hiçbir yeri bu yağış düzenine sahip değildir Bu yüzden su isteği sulama suyu ile karşılanmalıdır. Kivi yetiştiriciliği yapılacak bir yerde iyi kalitede ve bol miktarda sulama suyunun bulunması gerekir. Yapılan çalışmalarla sulamada kullanılacak suda şu sınırlar içerisinde anyon ve katyonlar bulunması gerekmektedir: Klor <70 ppm, Bikarbonat <200 ppm, Bor <0.25ppm, Sodyum <50 ppm, Elektrik İletkenliği EC x 10 <0.75.
Toprak İsteği
Kivi, derin ve geçirgen toprakları sever. Suyu fazla tutan killi topraklar kivi yetiştiriciliğine uygun değildir. Özellikle yağışların bol olduğu erken ilkbaharda gözler patladıktan sonra bitki kök bölgesindeki su birikmesi kiviler için çok zararlıdır. Köklerin üç günden fazla havasız kalması önemli derecede kök ölümlerine neden olur. Kivi tesisi edilecek bahçede taban suyu seviyesinin toprak yüzeyinde en az 90cm aşağıda olması, bu derinliğin kesinlikle 60cm’nin üzerine çıkmaması gerekir. Bu durumda dahi kiviler yaklaşık 30cm yükseltilmiş şerit yastıklar üzerine dikilmelidir. Çünkü Kivilerde etkili kök derinliği 50-60cm’dir. Bitkilerin yükseğe dikilmesi Phytophthora kök çürüklüğüne karşı da bir önlem olmaktadır. Ayrıca taban suyu yüksek arazilerde bahçe tesis etmeden önce toprak altına drenaj boruları döşeyerek durgun suyun dışarı atılması bir önlem olarak düşünülmelidir
Toprak pH'sı, üzerinde durulması gerekli unsurların birisidir. En uygun toprak pH'sı 6 olmakla birlikte kivi bitkisi pH’sı 5.5-7.6 arasında olan topraklarda da yetişebilir. Doğu Karadeniz Bölgesi toprakları gibi pH’sı 5.5 in altında olan toprakların pH'sı yükseltilmelidir. Bunun için m2'ye 200 g toz kireç serpilerek toprak alt üst edilmelidir. Yüzeye tekrar 200g/m2 toz kireç verilerek karıştırılmalıdır. Toprak pH'sı 7.5-8.0 in üzerinde ise, bunu düşürmek için de m2'ye 200g demirsülfat (karaboya) verilmelidir. Başka bir yol da karaboyanın yarısı kadar toz kükürt verilmesidir. Ayrıca bu gibi topraklarda azotlu gübre olarak amonyum sülfat kullanılmalıdır. Yüksek veya düşük pH içeren topraklarda iz element arazları sık görülür. Bu yüzden kireçli topraklarda yetiştirilen kivi omcalarında kloroz ve diğer beslenme bozuklukları ortaya çıkar.
KİVİ BAHÇESİ TESİSİ
Uygun iklim koşullarına sahip yörelerde, uygun toprak seçimi, dikim öncesi hazırlıklar, dikim alanlarının ıslahı, sulama sisteminin kurulması ve dikim şekli kivi yetiştiriciliğinin başarısı üzerine etkili olan hususlardır. Toprak tesviyesinin hatalı yapılması, taban suyunun yüksek olduğu yerlerde suyun drenaj edilmemesi, zararlı otların çoğalmasına müsaade edilmesi, yanlış sulama sistemi, hatalı dikim veya destek sistemi gibi hususlar, uzun yıllar telafisi mümkün olmayan zararlara yol açarlar. Bu tür hataların önüne geçmek için bahçe tesisinden önce konu uzmanlarının görüşlerini almak gerekir.
Dikim Hazırlığı
Sulama sistemi kurulmadan ve fidanlar dikilmeden önce arazinin tesviye edilmesi gerekir. Tesviyesi yapılmayan arazilerde sulama suyu çukur kısımlarda gölcükler oluşturacağından o bölgedeki köklerin havasız kalıp ölmesine neden olacaktır. Toprak tesviyesi sonucu toprakta meydana gelen sıkışmanın giderilmesi için toprağın 45-50cm altında dipkazan geçirilmesi yaralı görülmektedir.
Elverişli bir toprak hazırlığı için kivi tesis edilecek toprağa iki yıl üst üste hububat ekilmesi, toprakta bulunması muhtemel nematodların yok edilmesi bakımından gereklidir. Hububat ekili arazi sonbaharda toprak tavında iken sürülmeli, toprakta bulunan her türlü artık tırmıklanarak toplanıp yakılmalıdır. Kivi bahçesi tesis edilecek yerde eğer daha önce yetiştirilmiş yıllık veya çok yıllık bitkilere ait kökler varsa, nematodlara yataklık etmemesi için bu köklerin dipkazanla sökülmesi ve toplanıp yakılması gereklidir.
Dikim Planı
Kivilerde sürgün gelişimi çok hızlıdır. Yıllık sürgünler uygun koşullarda 7-8m kadar uzayabilirler. Dikim planı yapılırken kivi omcalarının kaplayacağı nihai alanın dikkate alınması gereklidir. Kivi bahçesi tesis edilirken sıralar arası ve sıralar üzerinde bırakılacak mesafe 3 ile 5m arasında değişir. Bahçe eğer verimli taban toprağı üzerinde kurulacaksa bu mesafenin biraz geniş tutulması gerekir. Çünkü böyle yerlerdeki omcaların gelişmesi daha kuvvetli olur.
Bahçe tesis edilirken her 7 veya 8 dişi omcaya 1 erkek omca hesap edilmelidir. Eğer tesisi edilecek bahçe büyük değilse tozlanmayı yeterli kılmak için erkek omca oranının 1:5’e çıkartılması gerekir. Dikimden önce dikim planı yapılarak erkek omcaların yerleri plan üzerinde işaretlenmeli, dikime daha sonra başlanmalıdır.
Çeşit seçiminin yöreye uygun olarak yapılması gerekir. Dünyanın farklı yerlerinde daha önceki yıllarda farklı çeşitler kullanılmış olmasına rağmen günümüzde Hayward çeşidi veya bu çeşidin klonları tüm ülkelerde %99 oranında tercih edilmektedir. Bununla birlikte vejetasyon periyodu kısa olan yörelerde tüysüz çeşitlerden Topstar, kış soğuklama ihtiyacının karşılanması zor olan sıcak bölgelerde ise Bruno çeşitleri tercih edilmelidir. Çiçek açma döneminde döllenmeyi garanti altına almak için en az iki erkek çeşide bahçede yer verilmelidir. Bu çeşitler çoğunlukla Matua ve Tomuri çeşitleridir.
Bahçe kurulacak arazi eğer çok meyilli ise o taktirde sıra istikameti tesviye eğrileri doğrultusunda olmalıdır. Düz arazilerde ise sıra istikameti kuzey-güney yönünde olmalıdır. Kenar sıralar, gölgede kalmamaları için çevredeki çit bitkilerinden en az 5-7m uzaklığa dikilmelidir. Kenar boşluklar traktörlerin ekipmanları ile birlikte sıra başlarındaki dönüşlerine imkan sağlayacak kadar geniş olmalıdır.
Fidan Dikimi
Öncelikle bahçeye dikilecek fidanlar ismine doğru olmalı, erkek ve dişi çeşitler birbirine karıştırılmamalıdır. Bir yanlışlığa meydan vermemek için önce erkek kivi fidanları dikilmeli, daha sonra dişiler dikilmelidir.
Kaliteli bir kivi fidanı bol saçak köklü olmalı, köklerde kök ur nematodları bulunmamalı, kökler canlı ve sarımsı olmalıdır. Gövde gerek aşılı, gerekse çelikle çoğaltılmış fidanlarda 10-15 mm çapında olmalıdır. Çelik çoğaltılmış fidanlarda çelik boyu en az 25-35 cm olmalıdır. Aşılı fidanlarda aşı sürgünün uzunluğu 80-100 cm, aşı yerine yakın çapı 8-10 mm olmalıdır. Ayrıca kökler ve sürgün iyi odunlaşmış olmalı, hastalık ve zararlı belirtisi göstermemelidir. Erken verime yatmayı sağlamak için 2 yaşlı fidanlar dikilmelidir. Uygulamada rastlansa da bir yaşlı çöğürlerin dikilip yerinde aşılanmaları pratik bir yol değildir. Tüplü fidanlar her zaman dikilebileceği ve kök gelişmesi iyi olduğu için tercih edilmelidir.
Fidanlar sonbahar veya ilkbaharda dikilebilir. Kış donları tehlikesi olmayan yörelerde sonbahar dikimi daha uygundur. Kışın yağışlarla köklerin toprakla iyice temas etmesi sağlanır, toprak ısınınca kökler daha erken çalışmaya başlar. Kış donlarının hatta ilkbahar donlarının olduğu yörelerde dikim ilkbaharda don tehlikesi geçtikten sonra yapılmalıdır. Kivi topraktaki fazla suya duyarlıdır. Bu nedenle taban suyu yüksek olan yerlerde sıra istikametinde kümbetler yapılarak fidanlar bu kümbetlere dikilmelidir. Dikimden önce kök ve sürgün tuvaleti yapılmalı, kırılmış, zayıf, özürlü kökler kesilmeli, sürgün zayıf ise dipten 2 göz üzerinden kesilerek dikilmelidir. Dikimde kök boğazı tam toprak seviyesine gelecek şekilde fidanlar toprağa dikilmelidir. Dikim çukuru en az 30-40 cm derinliğinde ve 35-40 cm genişliğinde olmalıdır. Çukurun dip kısmına üstten çıkan toprak ve yanmış gübre karışımı konmalıdır. Fidan kökleri serbest olarak bu kabartılmış toprak üzerine oturtulmalı ve kökler üst toprakla örtülmelidir. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir. Dikimden sonra gövdenin dik ve düzgün büyümesini sağlamak için fidanlar yanı başlarına dikilen hereklere bağlanmalıdır. Herekler kuru ağaçtan yapılmış 3-4 cm çapında ve 2 m boyunda olmalıdır. Kökler tüplerden çıkarıldıktan sonra dağılmamaları için tüplü fidanlar dikimden birkaç saat önce sulanmalıdır. Fidanlar fidanlıktan söküldükten sonra fidan köklerinin kesinlikle açıkta bırakılmaması, dikim zamanına kadar serin ve nemli bir yerde muhafaza edilmesi gereklidir.
Destek Sistemleri
Kivi, kendi ağırlığını taşıma özelliğinde olmayan bir bitki türüdür. Bitkiyi meydana getiren vejetatif ve generatif aksamın askıya alınması ve desteklenmesi gerekir. Bitki habitüsünün destek sistemi ile yukarıya kaldırılması, verim üzerine müspet yönde etkili olduğu gibi, toprak işleme, sulama, mücadele ve hasat gibi işlerinin daha kolay yapılmasına imkan sağlar. Bitki ağırlığını taşıyan ve destekleyen direkler, teller ve herekler destek sisteminin unsurlarını oluştururlar. Direkler, ağaç, beton veya demir malzemeden yapılabilir. Tercihte bu malzemelerin kolay bulunması, sağlamlık ve ucuzluk rol oynar. Beton direkler 10 x 10 cm kesitinde olabilir. Direk boyları ise uygulanacak terbiye şekline göre 2,5 - 3m arasında olur. Ağaç direklerin çapı ise cinsine ve kullanılacağı yere göre 8 - 12 cm arasında olmalıdır. Ağaç direkler çürümeye karşı uygun bir yolla dayanıklı hale getirilmeli veya emprenye edilmiş olmalıdır. Ağaç ve beton direkler toprağın 50-60 cm derinliğine çakılmış veya gömülmüş olmalıdır. Demir direkler 4 veya 6 mm kalınlığında köşebent olabilir. Demir direklerin toprağa iyi tutunmaları, eğilmemeleri ve hepsinin aynı seviyede olması için diplerine beton dökülmeli, ya da taş konarak sıkıştırılmalıdır. Beton direkler yapılırken harç içine iri çakıl konmamalı, yeterli sayıda ve 4-6mm çapında demir çubuk konmalı ve birbirlerine tutturulmalıdır. Direkler iki bitkinin ortasına gelecek şekilde dikilmelidir. Tüm sistemin yükünü toprağa aktaran baştaki direklere daha fazla yük bineceğinden baş direkler ve tellerin üzerine oturtulduğu üstteki kollar çok sağlam ve diğerlerinden kalın olması gereklidir. Kullanılan tel galvanize ve 3-4 mm kalınlığında olmalıdır. Bitki yükü olmadan gergin olarak çekilen teller sıcakta veya yük binince uzayarak aşağıya doğru sarktıklarından teller gergin olmalıdır. İstenilen gerginliği sağlamak için sıra başlarındaki direklere özel gerdirme gereçleri bağlanmalıdır.
Terbiye Sistemleri
Kivi, kuvvetli gelişen, fazla sayıda sürgün meydana getiren ve kendi haline bırakıldığında sürgünleri birbirine sarılarak yumak oluşturan sarılıcı-tırmanıcı bir bitki türüdür. Modern kivi yetiştiriciliğinde omcalara şekil verilmesi ve bu şeklin yıllar boyu sürdürülmesi verimin devamlılığını mümkün kılar. Bugüne kadar bağcılıkta uygulanan terbiye sistemlerinden de esinlenerek kivi yetiştiriciliğinde çok farklı terbiye sistemleri denenmiştir. Ancak bu sistemlerden sadece esasta biri birine çok benzeyen “T” ve “Pergole” sistemleri kabul görmüştür. Her iki sistemde de omca tümüyle yukarı kaldırıldığından bitkinin gelişmesi için daha geniş bir hacim kazanılmış, aynı zamanda omca altında yapılacak kültürel işlemler kolaylaşmış olmaktadır.
"T" sistemi dünyada en yaygın kullanılan bir terbiye şeklidir. Bu terbiye şeklinde gövde yüksekliği 1.8m’dir. Gövdenin tepesinde, taşıyıcı telin hemen altından sağa ve sola birer adet sabit kol bırakılır. Kollar orta tel üzerine bindirilerek desteklenir. Kollar üzerinde 30-40 cm aralıklarla takriben 100cm uzunluğunda ürün çubukları oluşturulur ve çubuklar uçlarından dıştaki tellere bağlanarak desteklenir.
Pergole sisteminin “T” terbiye sisteminden tek farkı, bir doğrultuda gerilmiş olan tellere ilave olarak çapraz yönde de tellerin gerilmiş olması ve omca üzerindeki kolların dört istikamette büyümesine izin verilmesidir. Bu terbiye sisteminde bazen iki kol bırakıldığı halde kollara dik olarak bırakılan çubukların boyları daha uzun olduğundan omca gelişmesini daha geniş bir alanda sürdürmektedir. Bu terbiye şeklinde omcanın kaplayacağı alan geniş olduğundan dikim daha sık (4 x 4 m) yapılır. Direklerin toprak üzerinde kalan kısmı 2 m olmalıdır. Direklerin üzerinden dik olarak dört yana taşıyıcı teller çekilir. Taşıyıcı teller 4 veya 6 mm olmalıdır. Taşıyıcı tellerin arasına ise 0,50 m aralıklarla 2,5-3 mm çaplı ara teller çekilir. Böylece tüm alan tellerle kenarı 0,5m olan karelere bölünmüş olur. Pergole sisteminde meyve tümüyle güneşten korunmuştur. Yaprak alanı çok geniş ve yatay örtü şeklinde olduğundan güneşlenme fazladır. Aynı zamanda sürgünler sıkışık değildir ve havalanma çok iyidir. Taçlandırma yüksekten yapıldığından yüksek boylu olmayan traktörler omca tacı altında çalışabilir. İlaçlama, toprak işleme, hasat ve budama gibi kültürel işlemler tümüyle omca altından yapılır. Pergole sisteminde sıra araları da gölgelendiğinden su kaybı daha az olur. Bu nedenle bu terbiye sistemi sıcak ve kurak bölgelerde tercih edilmelidir.
KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BAHÇE BAKIM İŞLERİ
A. Budama
Şekil Budaması
Kivi omcalarına dikildikleri yıldan itibaren şekil verilmeye başlanır. İlk yıl budamanın amacı tek ve düzgün bir gövde oluşturmaktır. Bahçeye fidanlar dikildikten sonra alttan ikinci göz üzerinden budanır. Eğer aşılı fidan kullanılmış ise doğal olarak aşı yerinin üzerindeki bir veya ikinci göz üzerinden kesim yapılır. Gözler sürmeye başlayınca kuvvetli olan sürgün bırakılıp diğerleri tırnak bırakmadan dipten kesilir. Ancak dipteki yapraklar koparılmamalıdır. Bırakılmış olan sürgünün dik büyümesini sağlamak amacıyla omcanın yanına bir herek dikilmelidir. Gövdeyi oluşturacak olan bu sürgün hereğe fazla sıkı bağlanmamalı ve sürgünün kıvrım oluşturacak şekilde hereğe sarılmamasına dikkat edilmelidir. Gövde oluşturulurken dipten çıkan obur sürgünler sürekli temizlenmeli, büyüme mevsimi boyunca gövde üzerinde gelişen yan dallar da temizlenmelidir. Eğer zamanla gövde cılızlaşırsa tepesi üstten vurularak kuvvetli gelişecek olan yeni bir yan sürgünün lider duruma geçmesi sağlanmalıdır. Eğer gövde kuvvetli gelişip erken bir zamanda tel seviyesine ulaşmış ise ilk yıl yan kolların oluşturulması yoluna da gidilebilir. Bunu yapmak için gövdeni tepesi telin 10cm altından kesilerek tepeden iki adet sürgünün kuvvetli gelişmesi sağlanır. Bu sürgünler ters istikamette olmak üzere orta tele bağlanarak gelişmeleri sağlanır. Bu sürgünler sonraki yıllarda omcanın ana kollarını oluşturacaklardır. Diğer bir yöntem de ilk yıl gövde uç kısmı tel seviyesinin üstüne çıkınca tek taraflı olarak orta tele bağlamaktır. İkinci yıl tel seviyesinin altından çıkan yeni bir sürgünle de diğer kol oluşturulur. Bu yöntemde kollar arasında yaş farkı olacağından gelişmede dengesizlik meydana gelebilir. İlk yılın sonunda bitkiler dinlenme dönemine girince kolları oluşturacak olan dallar, dal kalınlığının 6.5mm olduğu noktadan itibaren kesilmelidir. Eğer ilk yıl kollar çok zayıf gelişmiş ise o taktirde bu kollar dipten, yani telin alt seviyesinden kesilerek yeni sürgünlerin oluşturulması ve bu sürgünlerle kolların oluşturulması yoluna gidilmelidir.
İkinci yıl yapılan budamanın amacı kalıcı ana kollar ve bunlara bağlı yan dalları oluşturmaktır. Kolların dengeyi sağlamak için eşit kalınlıkta olması, orta tel boyunca düzgün olarak uzatılması gerekir. Bunu sağlamak için bu kolların orta tele 45-60cm aralıklarla fazla sıkıp boğmadan bağlanması gerekir. Yan dallar kollardan 20-30cm aralıklarla sağlı-sollu olarak çıkan dallardır. Bu dalların dış tele bağlanması, kalan diğer dalların kesilerek atılması gerekir. Aksi taktirde istenmeyen dallar zamanla diğerlerine sarılarak onların düzgün olarak gelişmelerini engellerler. İkinci yılı izleyen kış döneminde kollar ve yan dallar uçlarından geriye doğru 0.65cm kalınlığa kadar olan yerden itibaren kesilip atılmalıdır. İlk ürün, üçüncü yılda bu dallardan çıkan sürgünlerden elde edilmektedir. Çubukların kış dinlenme döneminde budanmaları izleyen yıl meyve verimini teşvik etmektedir. Budama yapılırken her türlü obur dalın ve gövde üzerinden çıkan sürgünlerin dipten çıkartılması gerekir.
Üçüncü yıl kolların bitişikteki omcaya 30-50cm yaklaşıncaya kadar uzatılması gerekir. Bunu sağlamak için uçtaki kuvvetli sürgünlerden biri lider olarak seçilip orta tele bağlanır. Kollardan çıkan yan dalların kollara dik olarak gelişmesi sağlanır. Kollarla rekabet edecek olan ve dış tel boyunca büyüyen paralel dallar kesilir. Üçüncü yıl yapılan şekil budamalarıyla omca iskeleti oluşturulur. Meyveler son yılın sürgünlerinden elde edilir. Üçüncü yılda yeterince gölgelenme olmadığı için meyvelerde güneş yanıklıkları görülebilir. Üçüncü yıl vejetatif gelişmeyi teşvik etmek için meyve seyreltmesine gidilmelidir. Üçüncü yılın sonundaki kış dinlenme döneminde yapılan budamalarla omca üzerinde eşit aralıklı ve karşılıklı olarak dengelenmiş 15-20 adet çubuk bırakılmalıdır. Bu dönemde yine obur dallar ve gövde üzerinden çıkan dallar kesilip atılır. Kollar ve yan dallar dördüncü yıla girinceye kadar oluşturulmalıdır. Bundan sonra yapılacak budamalarla meyve veren dallar yenilenir, omcanın çatısı korunur ve ürün yükü ayarlanır.
Ürün Budaması
Optimum düzeyde her yıl verim almak ve omcalara verilen şekli uzun yıllar muhafaza etmek için kivilerde budamanın sürekli olarak yapılması zorunludur. Düzgün yapılmış bir budama ile vejetatif gelişme ile mahsul verimi arasında sürekli bir denge sağlanır. Uygun bir omca kenopisi oluşturarak çubukların güneşten azami ölçüde yararlanması sağlanır. Böylece hem aynı yılın meyve kalitesi artar hem de izleyen yıl meyve veriminde artış sağlanır. Omca üzerinde birbirine girmiş olan dallar aralandığından mantari hastalıkların gelişmesi önlenir.
1. Kış Budaması
Kış budaması yaprak dökümünden itibaren omcalara su yürüyünceye kadar geçen sürede yapılan budamalardır. Omcalara su yürüdükten sonra budama yapılması arzu edilmez. Çünkü kesilen yüzeylerden dışarıya doğru özsu akışı (kanama) başlar, omcalar güç kaybeder, kesilen yüzeylerin kapanması zorlaşır ve bitkinin bu yüzeylerden enfeksiyon kapma şansı artar.
Kış budaması yapılırken sırasıyla şu yol izlenir: Önce omca üzerinde bulunan fakat varlıkları istenmeyen ters yönde büyümüş, eğilmiş, bükülmüş, birbirini üstlemiş, rüzgardan zarar görmüş dallar, komşu omcaların içerisine kadar girmiş dallar ve kollardan çıkan obur dallar dipten çıkarılır. Çok kuvvetli dallar altında yaz boyunca gölgede kalmış zayıf dallar, zayıf çiçek gözü teşekkül ettirdiklerinden bir sonraki yıl bu dallardan meydana gelen meyveler de zayıf ve kalitesiz olacaktır. Genellikle daha küçük dallar kuvvetli dallara göre daha az sayıda ve daha küçük meyve oluştururlar. Dik büyüyen kuvvetli dallar çoğunlukla tellere bağlanırken kırılırlar. Böyle dallar aşırı geliştiklerinden zamanla diğer dalların gölgede kalmalarına neden olurlar. Ayrıca bu dallar her ne kadar iri ve kaliteli meyveler meydana getirmiş olsa da bu meyveler ana gövdeden çok uzakta teşekkül ettiklerinden arzu edilmezler.
Daha sonra omcanın gelişme durumu ve yaşına göre omca üzerinde belirli sayıda çubuk bırakılır. Bu sayı dördüncü yaşta 12 , beşinci yaşta 18, altıncı yaşta 24, yedi ve yukarı yaşlarda 30 ile 40 arasında değişir. Çok gerekmedikçe ana kollar üzerinden çıkan kısa boğumlu meyve dallarının budanmamaları gerekir. Çünkü bu dallar çok verimli dallardır. Yaşlı dalların derin budanması gerekir. Eğer normal olarak bırakılacak bir yaşlı dallar arasındaki mesafe 45cm'den fazla ise bu durumda iki yaşlı dallar da bırakılabilir. Ancak bu dalların bir önceki yıl meyve vermiş gözlerin 2-4 göz ilerisinden budanması gereklidir. Dallar arasında sıkışıklığa yol açmamak için 1-2 bazen 3 yaşlı meyve dallarının omcanın her tarafına eşit bir şekilde dağıtılmasına dikkat edilmelidir. Yaşlı dallar kesildikten sonra eğer geriye yenilenecek dal kalmamış ise bu gibi durumlarda uzunluğu 3-5cm olan yaşlı dal parçaları bırakılarak bunlardan sonraki yıllar için yeni sürgünler oluşturulması yoluna gidilir. Yeni sürgünler elde edildikten sonra bu dal parçaları uygun yerlerinden kesilip atılmalıdır.
Çubuklar seyreltildikten sonra kalan çubukların uçları 10-14 göz üzerinden kısaltılarak uçlarından kenar tellere bağlanır. Eğer kollardan üç ve daha yaşlı dallar varsa bu dalların dipten kesilerek yenilenmesi gerekir. “Yenilenen Dal” olarak adlandırılan bu dal 15 ile 40cm kadar ana kollara yakın olmalı ve en az kendisinin üzerinde meydana geldiği yaşlı meye dalı uzunluğunda olmalıdır. Budama, omcanın bir ucundan başlanıp diğer ucuna doğru yapılır. Prensip olarak 1cm kalınlığındaki dalların tamamında uç alma veya kesme işlemi yapılmalıdır. Bırakılacak dal uzunluğu normal gelişen dallarda 80-100cm, kuvvetli gelişmiş dallarda 120-150cm ve zayıf gelişen dallarda 40cm olmalıdır. Eğer bir önceki yıl meyve verimi az olmuş ise o zaman aynı yıl meyve verimini normalin üstünde beklemek gerekir. Böyle bir durumda bırakılacak dal uzunluğu olması gerekenden 20cm kadar daha kısa olmalıdır. Böylece daha az sayıda ve fakat daha iri meyve elde edilmesi teşvik edilmiş olacaktır. Tersine olarak bir önceki yıl aşırı miktarda verim elde edilmiş ise aynı yıl az sayıda meyve teşekkül edecek demektir. Bu gibi durumda verimin daha da aşağı düşmemesi için şiddetli budamadan kaçınılmalı dallar normale göre biraz daha uzun bırakılmalıdır. İzlenecek bir başka yöntem de dallar üzerindeki meyve gözlerini sayıp bunlardan %10-14’ünü bırakıp diğerlerini kesmektir. Genel olarak bırakılan bu gözlerin yarısından üzerinde 4-6 adet meyve veya meyve salkımı veren sürgünler elde edilir. Örneğin eğer bir dal 10 göz üzerinden budanmış ise bu gözlerin 5 tanesi sürecektir. Her bir sürgünden 5 adet meyve elde edileceğinden bu daldan toplam 25 adet (yaklaşık 2.5kg) meyve elde edilecek demektir. Bu orana göre normal bir kivi omcasından 75-100kg meyve elde edilebilir. Bu şekilde bir verim, zamanında sulanmış, bakım ve seyreltme işlemleri usulüne göre yapılmış omcalar için geçerlidir. Kışı ılıman geçen yörelerde eğer kivilerin kış soğuklama ihtiyacını karşılayamaması söz konusu ise bu gibi durumlarda ancak bırakılan gözlerin %20-25’i süreceğinden normal bir mahsul elde etmek için daha uzun budama yapılması tercih edilmelidir.
Erkek kivi omcalarını budamaktan maksat bunlardan çiçek zamanı maksimum sayıda çiçek elde etmek ve bu çiçek verimliliğini her yıl devam ettirmektir. Ancak omca çatısının genel yapısını bozmamaya dikkat etmek gerekir. Aksi taktirde budama ilaçlama ve diğer bakım işleri güçleşir. Erkek omcalar budanırken izlenecek yollardan biri, çiçeklenme bittikten sonra dalların çoğununun 15-30cm üzerinden kesilip atılmasıdır. Aynı yıl meydana gelecek yeni sürgünlerden ertesi yıl yeteri oranda çiçek elde edilebilecektir. Erkek omcalar dişi omcalara oranla daha hafif budanırlar. Sadece ışık girişini engelleyen bir birine girmiş dallarda şiddetli budama yapılır. Diğer dallarda hafif uç alma ile daha fazla sayıda erkek çiçek açtırılması yoluna gidilir. Kış budamasında güneş ışığından azami ölçüde yararlanmak için erkek omcalara ait dalların hiç budanmaması yerine dişi omcalara oranla 80-100cm daha uzun budanması uygun olur. Aslında erkek omcalar kışın budanma yerine Mayıs ayında çiçekler açtıktan sonra budanmaları daha uygun olur. Ancak dalların sıklaşarak bir birine girmesi ve bir birini gölgelemesi sonucu sonraki yıllarda dallardaki çiçek gözü verim azalabilir. Eğer erkek omcalar kışın budanmış ise kış budamasının ardından erkek omcalara ait uzun çubukların kol uzunluğu 40-50cm geçmeyecek şekilde geriye doğru budanması gerekir. Yine dikine büyüyen dallar da 40-50cm uzunluktan kesilirler. Ancak bu dallarda yapılacak aşırı budama kollarda güneş yanmalarına neden olabilir.
2. Yaz Budaması
Kivilerde yaz budamaları, dallar arasına güneş ışığının sürekli olarak nüfuz etmesini sağlamak, kış budaması ile omcalar arasında sağlanmış olan mesafe ve düzeni sürdürmek, yeterli yaprak alanı oluşturarak meyve gelişimini sağlamak, budama sonrası çubuklar üzerinde kalan gözlerin pişkinleşmesini ve ertesi yıl daha fazla ürün almak amacıyla yapılır. Yaz budamalarına çiçeklenmeden hemen sonra başlanabilir. İlk önce çiçek açmayan tellerden dışarıya sarkmış dallar kesilip atılır. Ayrıca çiçek açmış koltuk altı meyve dalları da son meyveden itibaren 4-6 yaprak sayılarak kalan kısmı kesilir. Yaşlı dallardan çıkan obur dallar ve diğer dallara sarılmış dallar da kesilip atılır. Yaz boyunca vejetatif büyüme çok kuvvetli olabilir. Ertesi yıl varlığı istenmeyen dalların yaz budamaları ile kesilip atılması gerekir. Yaşlı dalların yerine konacak dallarda uç alma yapılarak bunların diğer dallara sarılması önlenmiş olunur. Yaz budamaları yapılırken aşırıya kaçmamaya dikkat etmek gerekir. Aksi taktirde meyve yanıklıkları söz konusu olabilir. Yaz budamalarında gövdeden çıkan obur dalların dipten kesilip çıkarılması gerekir.
Kivi çok hızlı büyüyen sarılıcı bir bitkidir. Kış budaması yapılmış olsa bile genç sürgünler kısa sürede gelişerek birbirlerine girip güneş ışığının alt kısımlara kadar nüfuz etmesini engellerler. Bu durum, yaz mevsimi sonunda oluşacak ve bir sonraki yıl açacak olan çiçek gözlerinin şimdiden zayıf teşekkül etmesine, dolayısıyla izleyen yıllarda verimin düşmesine neden olur. Ayrıca gölgede kalan dallarda gözlerin uyur kalması, odunlaşması bu kısımlarda daha fazla ölü dal teşekkül etmesi söz konusu olabilir. Güneş ışığından yeterince yararlanmış dallardaki çiçek gözü oranı gölgede kalmış dallara oranla en az üç kez daha fazla olmaktadır.
Aşırı gölgeleme meyvelerin küçük kalmasına neden olmaktadır. Çekirdek sayısı aynı olsa bile güneş gören meyveler gölgede kalanlara göre daha iri ve daha kaliteli olurlar. Bununla birlikte aşırı derecede yapılacak budamalar omcalar üzerindeki yaprak alanının azalmasına, dolayısıyla karbonhidrat dengesinin bozulmasına ve sonuç olarak meyvelerin küçük kalmasına yol açar. Yaz budaması ile omca içi ve omcalar arasındaki hava hareketi artırılarak rutubetli ortamda gelişen mantari hastalıkların önüne geçilir. Ayrıca püskürtülen ilaçların dalların her tarafına nüfuz etmesi sağlanır.
Hangi terbiye sistemi olursa olsun hiç bir zaman üst üste gelecek şekilde üç tabakadan daha fazla dal teşekkül etmesine müsaade edilmemelidir. Bu tabakalardan en üstte olanı güneş ışığının büyük bir çoğunluğunu bloke eder. İkinci tabaka bunun ancak %10’unu alırken en altta kalan tabaka güneş ışığının sadece %1’inden yararlanır. Yaz budamalarının şiddetiyle ilgili genel bir kaide koymak gerekirse, kivi bahçesinin toplam yüzeyinin üçte birinin sürekli güneş görecek şekilde budanması veya budamanın bu ölçüde sürdürülmesi uygun olur.
Meyve seyreltme, diğer türlerde olduğu gibi kivilerde de pazar istekleri doğrultusunda standart meyve üretimi amaçlayan bir uygulamadır. Bu uygulama ile omcanın besleyeceği sayıda meyve bırakılarak meyvelerin irileşmesi sağlanır. Ayrıca yaralı ve şekli bozuk meyveler önceden ayıklanmış olur. Kivilerde diğer meyvelerde olduğu meyve dökümleri olmaz. Meydana gelen tüm meyveler hasat zamanına kadar omca üzerinde kaldığından seyreltilmenin elle yapılması gerekir. Kivilerde meyve seyreltmeye daha çiçekler açmadan başlamak mümkündür. Çünkü çiçek açma döneminde yassılaşmış (fan) meyve oluşturacak gözleri normal meyve gözlerinden ayırmak mümkündür. Meyveler teşekkül ettikten sonra seyreltme işine ne kadar erken başlanılırsa kalan meyvelerin irileşmesi o oranda fazla olur. Eğer kış budamaları usulüne uygun olarak yapılmış ise üçlü gruplar halinde oluşan meyvelerde ortadaki iri olanının bırakılıp diğer ikisinin seyreltilmesi gerekir. Prensip olarak yan yana duran her iki gözden 3 adet meyve oluşması, kalan meyvelerin seyreltilmesi tavsiye edilir.
Meyve seyreltmeye karar vermeden önce omcalar üzerindeki meyve yükünü, iri ve küçük meyve oranının büyüklüğünü, bu işi yapacak kalifiye iş gücünün olup olmadığını ve yapılacak masrafların elde karşılayıp karşılayamayacağının bilinmesi gerekir.
C. Yabancı Ot Kontrolü
Kivi yüzlek köklü bir bitki olduğundan toprak işleme yolu ile yabancı otların kontrol altına alınması doğru değildir. Çünkü toprak işleme sırasında köklerin önemli bir kısmı zarar görebilir. Toprak işleme yerine omca altlarının gövdeye zarar vermeden ot öldürücü ilaçlarla ilaçlanması, sıra aralarının ise çimenli bırakılarak sürekli biçilmesi gerekir,
D. Sulama
Kivi su tüketim ihtiyacı fazla alan bir meyve türüdür. Bir vejetasyon döneminde 1000-1500mm kadar su tüketilmektedir. Verim çağındaki bir dekar kivi bahçesinden yaz aylarında her gün yaklaşık 6.5 ile 7.5m3 su tüketilmektedir. Kaybolan su geri verilmediği taktirde bitkilerin strese girmesi kaçınılmaz olur. Genç kivi bahçelerinde sulamanın bir hafta gecikmesi bitkileri strese sokar. Hafif veya orta şiddette susuzluk nedeniyle stresine girmiş bitkilerde başlangıçta doğal renk kısmen kaybolur, yapraklar koyu mavimtırak bir renk alır, sürgün gelişimi zayıflar, yapraklarda solma başlar, meyveler küçülür, güneş yanıklıkları görülür, hem aynı yıl hem de bir sonraki yılın veriminde azalma olur. Susuzluğun ileri safhalarında yapraklar kenarlarından kuruyarak dökülür, sürgünler pişkinleşmeden kışa girmiş olurlar. Sulama zamanının gelip gelmediğini arazların ortaya çıkmasını bekleyerek anlamak yanlıştır. Kivilere verilmesi gereken su miktarının saptanması zordur. Genel olarak hava sıcaklığının 21°C'nin üzerine çıktığı günlerde verim çağındaki bir omcanın her gün 100-150 litre su tüketebileceğini söylemek mümkündür.
Kivi yetiştiriciliğinde en çok damla sulama ve mini yağmurlama (mikrojet) sistemleri tercih edilmektedir. Damlama sulamada su zayiatı daha azdır. Ancak hafif kumlu topraklarda damlatıcı memelerden uzak kalan kısımlara su ulaşamaz. Damla usulü sulamada sık sık sulama yapmak gerekir. Bu sulama yönteminde gövde ıslanmadığı için Phytophthora gövde çürüklüğü olmaz. Damla sulama yöntemi su sarfiyatı az olacağından 4 yaşına kadar kivi omcalarının sulanmasında uygulanabilir. İlk yıl damlatıcılar gövdenin hemen yanına yerleştirilmelidir. İkinci yıl bu damlatıcılar sökülerek gövdeden 30 ile 45cm mesafeye yerleştirilmeli, sökülenlerin yerleri kapatılmalıdır. omcalar 4 yaşlı olunca fazladan iki meme 90cm mesafeye yerleştirilmelidir. Omcalar tam verim çağına yaklaştıkça damlama sulama yetersiz kaldığından iki omca arasına bir adet minisprinkler (mini yağmurlama) başlığı ilave edilmelidir. Damlatıcıların tıkanmasını önlemek için sulama şebekesine filtre takılmalıdır. Yabancı ot mücadelesinin kolaylığı kırılma tehlikesine karşı sulama borularının yerden 70cm yukarıdan gerilmiş olan bir telle desteklenerek yukarıdan geçirilmesi daha uygun olur.
Damlama sulama sisteminin çalışması için 1-2 atmosfer basınçlı suya ihtiyaç vardır. Verim çağındaki bir bahçenin bu yöntemle her gün veya günaşırı 4-10 saat süreyle sulanması gerekir. Kullanılan damlatıcıların kapasiteleri 4-10 l/saat arasında değişmektedir. Damlama sulama sisteminde suda kolay eriyen gübrelerin sulama suyu verilmesi mümkündür. Eğer memeler tıkanırsa bunların tespiti ve temizlenmesi kolaydır.
Minisprinkler veya mikrojet sulama sistemi verim çağındaki kivi omcalarının sulanmasında tercih edilmektedir. Çünkü omca altında daha fazla alan daha mütecanis bir şekilde sulanır. Sulama sistemi kolay kurulur. Damla sulamada olduğu gibi sık sık tıkanma olmaz. Oransal nemi düşük olan bölgelerde omca çevresindeki havanın nem oranı yükseltilmiş olunur. Suda eriyen gübrelerin bu sistemle uygulanması kolaydır. Minisprinkler sulamada 180 - 540cm yarıçaplı bir dairesel alan sulanabilir. Bu sulama yöntemi haftada 2 ile 4 kez tekrarlanmalıdır. Her seferde 8 -12 saat sulama yapılmalıdır. Sulama başlıklarının kapasitesi ortalama 6O l/saattir.
Bir dekarlık sulama sistemi için gerekli malzemeler ;
Basınçlı pompa :1 adet
Filtre :1 adet
Ana hat borusu (63mm çap, 6 atüye dayanır) :35 m
Lateral boru (20mm çap, 6 atüye dayanır) :250m
Damlatıcı (4 l/h, 0.5-5 atüde sabit debili) :100-200 adet
Mini sprinkler :40-56 adet
Bağlantı elemanları, kör tapalar, vanalar, dirsekler, T’ler, tel askılardır.
Damlama veya minisprinkler sisteminin bulunmadığı kivi bahçelerinde yüzey sulaması yapmak da mümkündür. Ancak yüzeyden yapılan sulamada aşırı su tüketimi, toprak erozyonu, yabancı ot tohumları, hastalık ve nematodların bir yerden başka bir yere taşınması ve gövdenin ıslanmadan ötürü çürümesi söz konusudur. Ayrıca toprak yüzeyi düzgün değilse sulama sonunda çukur kısımlarda suyun birikmesi sonucu kök boğulmaları, yüksekte kalan kısımların susuz kalması söz konusu olabilir.
E. Gübreleme
Kivi bahçesi tesis edilmeden 1-2 ay önce bahçe toprağı analiz ettirilmeli, toprağın organik yapısı, kireç içeriği, kükürt ve diğer besin element seviyeleri saptanmalıdır. Normal olarak 1 dekar alana dikim öncesi 4-6 ton ahır gübresi ve analiz sonuçlarına göre fosfor ve potasyumlu gübreler verilmelidir. Dikimde azotlu gübre kullanılmamalıdır. Ancak ilk iki yıl az, fakat sık aralıklarla azotlu gübre uygulanmalıdır. Azot genç asmalarda büyümeyi sağlayan temel besin maddesidir. Azotlu gübrelerden amonyum nitrat ve üre çok iyi azot kaynaklarıdır. Azotlu gübreler asma kök bölgesine granül halde uygulanabildiği gibi sulama suyu ile sıvı formda da verilebilir. Eğer azotlu gübreler sıvı formda veriliyorsa her iki haftada bir verilmelidir. Azotlu gübreler asmalara Temmuz ayından sonra uygulanmamalıdır. Aksi taktirde bitkilerdeki vejetasyon periyodu uzayarak yaprak dökümü geciktirilir ve sürgünler kışa pişkinleşmeden girdikleri için kış soğuklarından zarar görürler.
Gübrelerin uygulanma dönemde toprağın yeterince nemli olması gerekir. Bunu sağlamak için gübrelemenin ya sulamadan 1-2 gün sonra yapılması veya kuvvetli bir yağmurdan sonra verilmesi gerekir.
Kivi bitkisi azotun yanı sıra topraktan fazla miktarda fosfor ve potasyum da kaldırır. Topraktan eksilen bu elementlerin toprak ve yaprak analizleri ile tespit edilip ona göre geri verilmesi gereklidir. Yeni Zelanda ve Kaliforniya’daki kivi yetiştiricileri dekara 6kg fosforu erken ilkbaharda, 9-15kg potasyumu ikiye bölmek suretiyle ilkbahar başı ve sonunda vermektedirler.
Orta verimli topraklarda saf madde olarak omca başına verilmesi gerekli gübre miktarları.
Bitkinin Yaşı N (g) P2O5 (g) K20 (g)
1 40-50 20-30 30-40
2 50-100 50-70 70-90
3 100-150 70-90 90-100
4 150-200 90-110 110-130
5 200-250 110-130 130-150
6 250-300 130-150 150-180
7 300-400 150-200 180-250
Kivilerde yaprak analizleri bitkinin besin isteklerini ve beslenme durumunu saptamak bakımından yılda iki kez yaptırılmalıdır. İlki çiçeklenme döneminde yaptırılmalı, analiz için ilk çiçeklerin karşısında bulunan yapraklar örnek olarak alınmalıdır. İkincisi ise Temmuz sonu Ağustos başında, en az 20 bitkiden 2-3 yaprak saplarıyla birlikte alınarak yaptırılmalıdır. Yaprak analizleri ile saptanan arazların tedavisi Tablo 4’de verilmiştir.
Kivilerde belirlenen besin eksikliği arazları ve tedavi yöntemleri.
Arazın Çıkış Nedeni Arazın Tedavisi
K K'u yetersiz Mg'u yüksek topraklar 40 kg K20/da (sıvı), 900-1000 g K20/omca (kuru)
Mg Aşırı K uygulaması 20 kg/da Mg'lu gübreler
Fe Toprak pH’sı yüksek Toprağa 500-750 kg/da S uygulamasıSulama ile 0.5-1 kg demir kileyt/dekar/yıl
Zn Topraktaki miktar yetersiz Yapraktan ZnS04 veya Zn-kileyt uygulaması
Mn Toprak pH’sı yüksek Yapraktan MnS04 veya Mn-kileyt uygulaması
KIVININ ÇOĞALTILMASI
Kivi kolay çoğaltılabilen bir meyve türüdür. Diğer meyve türlerinde uygulanan hemen her türlü çoğaltma şekli kivilerde kolayca uygulanabilmektedir. Ancak pratikte uygulama alanı bulan başlıca çoğaltma şekilleri; aşı, çelik ve doku kültürü yöntemleriyle yapılan çoğaltma şekilleridir.
Aşıyla Çoğaltma
Aşıyla çoğaltmada tohumdan üretilen çöğürler anaç olarak kullanılmaktadır. Çöğürlerin kök yapısı kuvvetli olduğundan üzerlerine aşılı kivilerin gelişmesi ve verimi de çelikle üretilmiş olanlara oranla daha fazla olmaktadır. Kivilerde kök yapısının kuvvetli olması özel bir önem taşır. Çünkü kivilerdeki yaprak alanı diğer meyve türlerinin bir kaç mislidir. Sıcak havada yapraklardan kaybolan suyun ancak kuvvetli köklerle bitkiye yeniden kazandırılması mümkün olmaktadır. Bu nedenle sıcak ve kurak bölgelere çöğürler üzerine aşılı fidanları tavsiye etmek daha uygun olur.
Çöğür Üretimi:
Bir kivi meyvesinde ortalama 1000 adet tohum bulunur. Tohumlar çok küçüktür, 1000 tane ağırlıkları yaklaşık 1g’dır. Tohum kabukları incedir ve kolay zedelenmektedir. Tohumlar çiçeklenmeden itibaren geçen 110 gün içerisinde tam büyüklüklerine ulaşmaktadırlar. Çöğür üretiminde en fazla Bruno ve Abbott çeşitlerine ait tohumlar kullanılmaktadır. Hayvard çeşidine ait tohumlar zayıf geliştiklerinden çöğür üretiminde pek kullanılmazlar. Dinlenme halinde bulunan tohumların çimlenebilmeleri için bunların belirli bir süre düşük sıcaklığa maruz bırakılmaları gerekmektedir. Tohumlar ya olduğu gibi meyvenin içerisinde veya meyveden çıkarıldıktan sonra soğuğa maruz bırakılabilirler. Eğer tohumlar meyveden ayrılmış ise çıkarıldıktan sonra önce gölgede kurutulur, daha sonra bir süre nispi nem oranı %30 ile 50 arasında ve sıcaklığı 10°C'nin altında olan bir depoda bekletilirler. Uzun süre depoda bekletilen tohumlar çimlenme kabiliyetlerini kaybederler. Çimlenme yeteneklerini sürdürebilmeleri için depoda bekletilen tohumların nispi nem oranının %4 ile %6 arasında olması gereklidir. Tohumların soğuklama ihtiyaçlarının meyvenin içerisinde karşılamaları isteniyorsa, o takdirde iri ve olgunlaşmış meyveler seçilip bunların soğuk hava deposunda 0 ile 5°C sıcaklıkta bir kaç ay bekletilmeleri gerekmektedir. Tohumu çıkarılacak meyveler önce düşük hızlı bir blendirden geçirilir, sonra pulp haline gelen meyve eti su ile yıkanarak tohumlar ayıklanır. Daha sonra tohumlar serin bir yerde kurutulurlar. Tohumların ekilmeye yakın bir zamanda çıkarılması daha uygun olur. Eğer tohumlar soğuk hava deposunda bekletilmemişlerse bunların ekilmeden önce katlamaya alınmaları gerekir. Çimlenme oranlarının artırılabilmesi için tohumların ekilmeden önce 4.4°C'de 6-8 hafta kadar nemli kum, talaş veya perlit gibi ortamlarda bekletilmeleri uygun olur. Tohumlar kış sonu ile yaz ortası arasında geçen bir zamanda ekilmelidir. Tohumlar erken ekildiği takdirde gelişmeleri için yeterli zamanı bulacaklarından çöğürlerin ertesi yıl ilkbaharda aşıya gelmesi mümkün olacaktır. Şaşırtma işleminin kolaylaşması ve tohum çürümelerinin önüne geçilebilmesi için tohumların 3mm derinlikte steril ortam içerisine ekilmesi gerekmektedir. Tohumlar ekildikten sonra yastıkların üzeri bir süre kapatılarak harcın kuruması önlenmelidir. Bu aşamada fidecikler çok hassas olduklarından bunların direkt güneş ışığına maruz bırakılmamaları gerekir. Aşırı nem birikimi de fidelerin hastalık kapmasına zemin hazırlayacağından aynı oranda tehlikelidir. Yarı gölgeli havalandırılmış ortamlar bu aşamada en uygun ortamlardır. Bu ortamda 21°C’ de tohumların tamamı 2-3 hafta içerisinde çimlenirler. Çöğürler 2-4 yapraklı olunca dikkatlice sökülüp çapları 6-8cm olan tüplere şaşırtılmalıdırlar. Bu aşamadan sonra çöğürlerin dış şartlara yavaş yavaş alıştırılmaları zorunludur. Alıştırma işlemi bittikten sonra çöğürlerin tüplü olarak fidanlığa taşınmaları mümkündür. Fidanlıkta çöğürlerin gölge bir ortamda bekletilmeleri ve yeterince sulanmaları gerekmektedir. Yaz sonuna kadar bakımı yapılan çöğürlere eğer gelişime kuvvetli ise aynı yıl sonbaharda durgun aşı yapmak mümkündür. Eğer gelişme zayıf ise ertesi yıl erken ilkbaharda kalem aşısı yaparak aşılı fidanların bu vejetasyon dönemi sonuna kadar gelişmeleri sağlanmalıdır.
Göz Aşıları:
Bilindiği gibi göz aşıları kullanılan gözün şekline göre "T", "Ters T" ve "Yongalı Göz Aşısı" gibi adlarla anılmaktadırlar. Son yıllarda meyvecilikte en fazla kullanılan aşı yongalı göz aşıdır. Yongalı göz aşısının hem uygulanması kolay, hem de başarı oranı daha yüksektir. Mayıs ayı kiviler için en uygun aşı zamanıdır. Mayıs ayında aşı yapabilmek için aşı kalemlerinin kış dinlenme döneminde damızlık bahçeden kesilip soğuk hava deposunda 0-4°C’ de nemli talaş veya perlit içerisinde aşı zamanına kadar bekletilmesi gereklidir. Aşı sırasında çeşitli hastalıkların ortaya çıkmaması için bu kalemlerin bir fungusitle ilaçlanması yararlı görülmektedir. Yongalı göz aşısında gözler kalemlerde odun dokusuyla birlikte alınır. Alınan yonganın 25-30mm uzunlukta ve 8-10mm genişlikte olması ve yandan bakıldığında üstten dip kısma doğru 45°'lik bir açı meydana getirmesi gerekir. Aynı kesim işlemi anaçta da yapılarak" yonganın anaç üzerine iyice oturması sağlanmalıdır. Bilindiği gibi anaçla kalemin birleşen kısımlarında ne kadar geniş yara yüzeyi açılırsa bu iki parçanın kaynaşma oranı o ölçüde artar. Üzerinde göz bulunan yonga, çöğür üzerine sıkıca oturtulmalı, arada boşluk bırakılmamalıdır. Eğer çöğür yeterli kalınlığa erişememiş ise o takdirde yonganın bir kenarı çöğür üzerinde açılan kesik kabuk yüzeyi ile iyice temas ettirilmelidir. Daha sonra plastik aşı bağı ile üstten başlayarak alta doğru sıkıca sarılmalıdır. Aşının kaynaması 2-3 hafta içerisinde tamamlandığından, boğulmayı önlemek için bu süre sonunda aşı bağı çözülmelidir. Eğer aşı Mayıs ayında yapılmış ise aşıdan iki hafta sonra anacın aşı noktasının üzerinde kesilerek aşılanan gözün sürmesi teşvik edilmelidir. Eğer aşı sonbaharda yapılmış ise kışı o şekli ile geçirmesi, ertesi yıl fidanlar uyanmadan bu kesim işleminin yapılması uygundur.
Kalem Aşıları:
Kivilerde kalem aşıları göz aşısı yapılamayacak kadar kalınlaşmış çöğürlere ve çeşit değiştirmek için yaşlı kivi omcalarındaki dallara uygulanan bir aşı tekniğidir. Aşı kalemleri kış dinlenme döneminde damızlık bahçeden kesilir, yıkanır, ilaçlanır, nemli talaş veya perlit gibi ortamlara yerleştirilerek soğuk hava deposunda, miktar az ise buzdolaplarında bekletilirler. Bekletme sırasında sıcaklığının 0-4°C'yi aşmaması gerekir. Kalem aşıları bitkiye su yürüme başlangıcında uygulanır. Ülkemiz şartlarında kivi yetiştirilen bölgeler için en uygun zaman Şubat ve Mart aylarıdır. Bu dönemde bitkilerde özsu hareketi henüz başlamadığından aşı tutma şansı %100'e yakındır.
Kivilerin çoğaltılmasında en yaygın kullanılan kalem aşıları dilcikli aşı, yarma aşı ve kakma aşıdır. Yarma aşıda üzerinde 2 göz bulunan ve uzunluğu 10-15cm olan kalemler kullanılır. Kalemlerin anaçla aynı kalınlıkta olması tercih edilir. Bu amaçla önce anaç üzerinde derinliği 2.5-3cm olan "V" şeklinde bir kesik meydana getirilir. Daha sonra aynı kesik çıkıntı şeklinde kalem üzerinde de meydana getirilerek kalemle anacın karşılıklı olarak kabuk kısımlarının birbirine temas etmesi sağlanır. Yara yüzeylerinin kurumasını önlemek için bu kısımlara macun sürülür. Daha sonra aşı bağı ile sıkıca bağlanarak anacın kalemi sıkması sağlanır.
Dilcikli aşıda anaç ve kalem eğimli olarak 45° açıyla kesilir. Anaç üzerinde içeriye doğru, kalem üzerinde ise dışa doğru 1-1.5cm uzunluğunda bir dilcik meydana getirilerek anaçla kalemin birbirini iyice sarması sağlanır. Daha sonra aşı yeri macunlanır ve sarılır.
Kakma aşılar iyice kalınlaşmış anaçlara uygulanır. Bu amaçla anaçlar yerden 15cm yükseklikte düzgün olarak kesilir. Daha sonra anacın üst yüzeyinden başlamak üzere "V" şeklinde bir oyuk açılır. Oyuğun derinliği üstten 2-3cm derinlikten başlayarak 4-5cm aşağıda sıfıra çıkarılır. Kalem üzerinde de bu şekle uygun bir kesim yapılarak kalemin anaç üzerine iyi bir şekilde oturması sağlanır. Bundan sonra yapılacak işler yarma aşıda olduğu gibidir.
Çelikle Çoğaltma
Kivi aşıyla çoğaltıldıkları gibi çelikle de kolay bir şekilde çoğaltılabilmektedir. Kivilerde sürgün, diğer meyve türlerinde olduğu gibi başlangıçta yeşil renkli ve yumuşak dokuludurlar. Mevsim ilerledikçe dokular sertleşir. Mevsim sonuna doğru tamamen odunlaşır. Bu nedenle, çelikler alınma zamanlarına göre yeşil çelik, yarı odunsu çelik ve odun çeliği adlarını alır.
Yeşil çelikler:
Yeşil çelikler yaz başlangıcında Mayıs-Haziran aylarında çoğunlukla yaz budaması ile kesilen sürgünlerden elde edilir. Bu çeliklerin kalınlıkları yaklaşık 45mm ve uzunlukları 20-25cm’dir. Üzerlerinde bulunan yaklaşık üç yaprağın altta kalan ikisi dipten, üst yaprak da yarıdan kesilerek mümkün olduğu kadar yaprak alanı minimuma indirilir. Eğer yapraklar tamamen kesilirse köklenme meydana gelmez. Çünkü kesilen çeliklerin bünyesinde yeterince besin maddesi henüz birikemediğinden ihtiyaç duyulan besinin bırakılan bu yaprak parçası tarafından fotosentez yolu ile karşılanması sağlanır. Çelikler alındıktan sonra su kaybetmemeleri için gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Zira çelikler yapraklı olup yeterince odunlaşamadıklarından su kaybına karşı dayanıklı değildirler.
Çelikler köklendirme ortamlarına konulmadan önce alt kısımları 1cm boyunda bir taraftan yontulmalıdır. Köklenmelerini teşvik etmek amacıyla çelikler İndol Butirik Asit (IBA) veya Naftalin Asetik Asit (NAA) hormonları ile muamele edilmelidirler. Çelikler IBA hormonu ile iki şekilde muamele edilmektedirler. Ya çeliklerin 5cm'lik dip kısmı 100g talk içerisine 0.8g IBA karıştırarak hazırlanmış toz içerisine batırılarak köklendirme ortamlarına dikilirler veya %50'lik Ethanol içerisinde eritilmiş 2000-5000 ppm konsantrasyondaki IBA solüsyonuna 3-5 saniye süreyle daldırıldıktan sonra köklendirilirler. Eğer NAA kullanılıyorsa solüsyonun konsantrasyonunun 1000-2000ppm olması yeterlidir. Çelikler hormonla muamele edildikten sonra dışarıda bir süre kurumaları için bekletilip daha sonra mantari hastalıklara karşı fungusitlerle ilaçlanıp steril haldeki köklendirme ortamına dikilmelidirler. Çelikler ortamlara dikilirken sadece 510cm'lik dip kısımları dikilmelidir. En uygun köklendirme ortamı, içerisinde yarı yarıya torf ve ince kum (5mm) karışımı olan ortamlardır. Ancak son zamanlarda kolay temin edilebilmesi ve steril olması nedeniyle perlit kullanımı yoluna gidilmektedir. Çelikler köklendirme yastıklarına yerleştirildikten sonra çeliklerin kök bölgesindeki sıcaklığın 25-27°C ve ortamın sıcaklığının ise 22-25°C olması istenir. Bu nedenle çelikle çoğaltmanın yapılacağı yastıkların alttan ısıtmalı olması gerekir. Ayrıca köklendirme yapılacak serada sisleme teşkilatının kurulması mutlak surette gereklidir. Sisleme ile hem yaprak yüzeyindeki ısı seviyesi düşürülerek yaprakların solması önlenir, hem de köksüz olan bitkinin bu aşamada ihtiyaç duyduğu su miktarı karşılanmış olunur. Sisleme cihazı kontrollü zaman saatine bağlanmalıdır. Zaman saati ilk 10 gün içerisinde her 10 dakikada bir 10 saniye süreyle sisleme yapacak şekilde ayarlanmalı, bunu izleyen 3-4 hafta içerisinde sisleme süresi tedrici olarak azaltılmalıdır. Bu süreler hava şartlarına bağlı olarak azaltılıp arttırılabilir. Kivi çelikleri çok hassas olduklarından kökler mineral birikiminden zarar görebilirler. Bu nedenle kökler teşekkül etmeden ortama besin maddesi ilave edilmemelidir.
Yaklaşık bir ay sonra çeliklerde köklenme başlar. İki ay sonunda tamamen köklenen çelikler yerlerinden sökülerek içerisinde torf bulunan 12cm çapında ve 1100cm3 hacimdeki torbalara şaşırtılmak suretiyle gölge bir ortama nakledilirler. Yaz boyu kuvvetli bir şekilde gelişen köklü fidanlar ertesi yıl ilkbaharda dikime hazır hale gelmiş olur. Yeşil çelikler gevşek dokulu olduklarından olumsuz şartlara özellikle hastalıklara karşı dayanıksızdırlar. Bu nedenle çoğu kez köklendirmeye alınan yeşil çeliklerde çürüme baş gösterir. Ortaya çıkan bu olumsuzluk nedeniyle kivilerin yeşil çelikle çoğaltılması yöntemi pek fazla benimsenmemektedir. Ancak uygun şartlarda yeşil çeliklerin %70-80 oranında köklenmeleri mümkündür.
Yarı Odunsu Çelikler:
Yarı odunsu çelikler aynı yıl süren tam olarak odunlaşmamış sürgünlerden Temmuz-Ağustos aylarında alınarak köklendirilirler. Çelikler saksıda büyüyen anaç bitkilerden alınabildiği gibi kalem damızlığından veya meyve bahçesinin yaz budamalarından da alınabilirler. Ancak yaz budamalarından yeteri ölçüde çelik alma imkanı olmayabilir. Yarı odunsu çelikler olumsuz koşullara karşı daha çok dayanıklı olduklarından çoğaltmada daha çok tercih edilmektedirler. Alınacak çelikler 20-15cm uzunluğunda, 5-10mm kalınlığında ve boğum araları kısa olmalıdır. Fazla gevrek, olgunlaşmamış sürgünler uygun değildir. Aynı sürgünün farklı bölgelerinden alınan çeliklerin köklenmeleri yapılan araştırmalar sonucunda farklı sonuç vermiş olup en fazla köklenme 9 ile 12. boğumlar arasından elde edilmiştir. Köklenme bakımından erkek ve dişi çeşitler arasında fark olmasa da Hayvard çeşidine ait yarı odunsu çelikler yaz ortasına doğru, Tomuri çeşidine ait olanlar ise yaz sonuna doğru daha iyi köklenmişlerdir.
Çelikler alındıktan sonra su kaybetmemeleri için gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Zira çelikler yapraklı olup yeterince odunlaşamadıklarından su kaybına karşı tahammüllü değillerdir. Kısa sürede ölmeleri mümkündür. Çeliklerin yapraklı olmaları gereklidir. Yapraksız çeliklerin köklenme oranları azalmaktadır. Su kaybını azaltmak bakımından yapraklar yarıdan veya yaprak çevresinden kesilmek suretiyle %50 ile %25' oranına kadar küçültülmelidir.
Köklenmelerini teşvik etmek amacıyla çeliklerin dip kısımları yeşil çeliklerde olduğu gibi hormonla muamele edilmelidir. Köklendirme yapılacak serada sisleme teşkilatı olmalı ve ilk 10 gün için her 15-20 dakikada 10 saniye süreyle sisleme yapılmalıdır. Bunu izleyen 3-4 hafta içerisinde sisleme süresi tedrici olarak azaltılmalıdır. 6 haftadan sonra sisleme durdurularak köklü çelikler gölgeli bir ortama şaşırtılmalı ve burada 2 hafta süreyle daha kuvvetli bir şekilde gelişmesi sağlanmalıdır.
Çeliklerin köklendirilmesi sırasında aktif durumdaki gözlerde şişme meydana gelir, hatta bazen 10cm’ye varan genç sürgünler oluşabilir. Bu nedenle 8 haftanın sonunda çeliklerin mutlaka torbalara şaşırtılması gerekir. Torbalar 12cm çapında ve 1100cm3 hacimde olmalıdır. Yumuşak odun çeliklerinde ortalama köklenme oranı %80 kadardır. Aynı mevsim içerisinde köklenen çeliklerin 15-30cm uzunluğunda sürgünler oluşturabilir. Kışın yaprağını döken genç fidanlar ertesi yıl bahçedeki yerlerine dikilebilirler.
Odun Çeliği:
Köklenme oranı %60'ın üstüne çıkamadığından odun çelikleri ile kivilerin çoğaltılması pek olağan değildir. Odun çelikleri ile çoğaltma yapılacağı zaman bir önceki yıla ait dinlenme halindeki pişkinleşmiş sürgünler kullanılır. 20-25cm uzunluğunda ve 10-12mm kalınlığındaki çeliklerin en az 2 göz ihtiva etmesi gereklidir. Köklendirmeyi artırmak amacıyla çeliklerin dip kısmı yontularak yara yüzeyi genişletilir. Çelikler bu şekilde hazırlandıktan sonra %50 etanol içerisinde eritilmiş 5 g/l konsantrasyondaki IBA solüsyonuna kısa süreyle daldırılarak köklendirme ortamına dikilirler. Ortamın nemli olması şarttır. Ayrıca köklerin alttan 25°C seviyesinde ısıtılması zorunludur.
Çelikler dikildikten 4-5 hafta sonra köklenirler. Bu sürenin sonunda bunların torbalara şaşırtılarak gölge bir yere nakledilmeleri gereklidir . Su kaybını önlemek için çeliklerin gölge bir ortamda sık sık sulanarak dış şartlara alıştırılmaları zorunludur. Yaz içerisinde gerekli bakımları yapılan fidanların vejetasyon sonundan itibaren bahçedeki yerlerine dikilmeleri mümkündür.
Doku Kültürü Yöntemiyle Çoğaltma
Kivi yetiştiriciliğinin ileri düzeyde olduğu ülkelerde doku kültürü yöntemiyle fidan üretimi giderek önem kazanmaktadır. Bu yöntemle istenilen sayıda fidan üretiminin kısa sürede yapılması, ortaya çıkan fidan talebin kısa sürede karşılanması bakımından büyük avantaj sağlamaktadır. Ayrıca doku kültürü yoluyla çoğaltılmış fidanlar standartlara uygun, hastalıksız ve kuvvetli kök yapısına sahip olduklarından daha kaliteli ve daha çok talep görmektedir.
Bu çoğaltma yöntemi, (a) eksplant adı verilen bir doku parçasından kültür oluşturulması (Establishment), (b) Kültüre alınan bitkilerin kardeşlendirme ortamında fazla sayıda kardeşlendirilmesi (Multiplication), (c) kardeş yavru bitkilerin köklendirme ortamında köklendirilmesi (Rooting) ve (d) köklü bitkilerin dış ortamda pişkinleştirilmesi (Hardining) safhalarını içermektedir.
(a) Kültür Oluşturma
Eksplant olarak yıllık sürgünlerden alınan tek gözlü çelikler kullanılmaktadır. Göz çelikleri sterilize edildikten sonra doğrudan tüplere transfer edilme yerine, gözler içerisinden sürgün taslakları binoküler mikroskop altında çıkartılarak kültürler oluşturulmalıdır. Sterilizasyon aşamasında kabukta meydana gelen yanmalar gözün iç kısmını etkilemediğinden, eksplant olarak kullanılan sürgün taslakları canlılığını koruyabilmektedir. Yüzey sterilizasyonu yapmak amacıyla bitkiler önce laboratuarda musluk suyu altında steril sabun (Lysoform) köpüğü ile takriben 10 dakika ovalanarak yıkanmalıdır. Bunu bitkilerin steril kabin içerisinde sterilizasyonu izlemelidir. Steril kabin içerisinde bitkiler önce 30 saniye süreyle %70'lik alkol çözeltisi, daha sonra içerisinde 2-3 damla Tween-20 bulunan %7,5'luk Sodyum Hipoklorit çözeltisi ile 20 dakika muamele edilip üç kez steril saf su ile durulanmalıdır. Yüzey sterilizasyonu yapılmış olan gözler içerisinden sürgün taslakları binoküler mikroskop altında çıkartılarak içerisinde steril besin ortamı bulunan tüplere şaşırtılmalıdır. Tüpler daha sonra ışıklanma süresi 16/24 saat, sıcaklığı 24C°'ye ayarlı iklim odasında 4 hafta süreyle büyümeye bırakılmalıdır. Böylece %95 oranında kültürler oluşturulabilmektedir.
(b) Kardeşlendirme
Daha önce kültüre alınan bitkiler 1mg/l BAP ile zenginleştirilmiş içerisinde 50ml MS ortamı bulunan 150ml hacmindeki cam kavanozlara şaşırtılmaktadır. Kardeşlenme ortamına şaşırtılan 4 haftalık bitkiler, ışıklandırılması 16/24 saat, ısısı 24C° olan iklim odasında 6 hafta bekletilerek büyümeleri ve kardeşlenmeleri sağlanır. Bu süre sonunda elde edilen ortalama kardeşlenme oranı yaklaşık 4'dür. Bu oran teorik olarak 6'şar haftalık dönemler halinde bir yılda 8 kez alt kültür oluşturulduğu varsayımı ile bir yılda bir bitkiden 65 bin kardeş bitki elde edilebileceğini göstermektedir.
(c) Köklendirme
In vitro koşullarda yapılan köklendirme çalışmalarında yarım yoğunlukta makro elementler içeren 0.3mg/l IBA ile zenginleştirilmiş MS ortamı kullanılmaktadır. Köklendirme ortamına şaşırtılan bitkiler, ışıklandırılması 16/24 saat ve ısısı 24C°'ye ayarlı iklim odasında 6 hafta bekletilerek %93.3 oranında köklenmeleri sağlanmaktadır. Daha sonra köklü bitkiler içerisinde torf perlit karışımı bulunan fide saksılarına şaşırtılarak serada mistleme altında dış ortam koşullarına alıştırılmaktadır.İn vitro bitkilerin dış ortamda köklendirilmesi için, kardeş bitkiler önce 5 saniye süreyle 400mg/l IBA çözeltisine batırılarak içerisinde 1:1 oranında karıştırılmış torf+perlit ortamı bulunan fide saksılarına şaşırtılmaktadır. Ortam kullanılmadan önce %2'lik "Captan" ile ilaçlanmalıdır. Daha sonra bitkiler serada mistleme sisteminin altına konmalıdır. Mistleme sistemi ilk üç gün 1 dakikada 3 saniye çalışacak şekilde ayarlanmalı, sonra bu süre azar azar 5 dakikada 3 saniyeye çıkarılmak suretiyle uzatılmalıdır. Bitkilerin gübre ihtiyacı, içerisinde makro ve mikro elementler içeren çözelti hazırlanarak sprey şeklinde uygulanmalıdır. Serada 6 hafta bekletilen bitkilerden yaklaşık %95 oranında köklenme sağlanabilmektedir. Köklü bitkiler daha sonra daha büyük torbalara şaşırtılarak gölgede büyümeye bırakılmalıdır.
KİVİNİN HASATI VE DEPOLANMASI
Kivi klimakterik bir meyvedir. Meyveler omca üzerinde olgunlaşmayıp hasat edildikten belirli bir süre sonra yeme olumuna gelirler. Diğer meyve türlerinde meyvelerin hasat olumuna gelmeleri kolay anlaşıldığı halde kivilerin hasat olumuna gelip gelmedikleri refraktometre ve penetrometre ölçümleri ile anlaşılır. Refraktometre ile suda çözünen kuru madde (SÇKM) miktarının hasat zamanında % 6.5 ile 7.5 arasında olması gerekmektedir. Standart olgunluğuna erişmiş kivi meyvelerinin tamamı bir seferde hasat edilir. Hasat yapılırken yumuşak dokulu önlük giyilmelidir. Çünkü meyve kabukları bu aşamada sert gözükse bile çok kolay ezilip bozulabilirler. Meyveler hasat edildikten sonra bahçeden taşınma zamanına kadar gölgede bekletilmelidir. Meyve daldan koparıldıktan sonra üzerinde tarla sıcaklığı vardır. Bu sıcaklık nedeni ile meyveler hızlı bir şekilde su kaybederler. Meyveler bahçeden depoya getirildikten sonra depolama öncesi mutlaka bir ön soğutmaya tabi tutulmalıdırlar. %4-5 oranında su kaybı olan meyvelerde büzülme başlar.
Meyvelerin depolama esnasında hiçbir şekilde etilen gazına maruz bırakılmamalıdır. Bunun için elma gibi hasat sonrasında etilen gazı yayan meyvelerle aynı depoya konmamalıdır. Aksi taktirde çok kısa sürede meyveler yumuşar ve depolama ömürleri kısalır. Meyveler depolamadan önce boy ve kalitelerine göre sınıflandırılarak depoya konmalıdır. Meyveler depoya konurken sandıkların etrafı streç film veya polietilen ile sarılması su kaybını ve solunumu azaltacağından depolama süresi uzatılmış olur.
Meyveler mümkün olduğu ölçüde 0°C'de ve %95 nispi nem oranında depolanmalıdır. Kivi meyveleri dona karşı şok hassas olduklarından depolama esnasında sıcaklığın 0°C'nin altına düşmemesi şarttır. Uzun süreli depolamalarda kontrollü atmosfere sahip depolar kullanılmalıdır. Bu depolarda sıcaklık 0°C, O2 %2, CO2 %5 ve etilen hiç olmamalıdır. İçerisinde 10ppm dahi etilen bulunan depo atmosferinde kiviler çok çabuk yumuşama gösterirler. Hayward çeşidi ideal depolama koşullarında ortalama 6 ay depolanabilirler.
Kivi meyvesi hasat zamanında dahi bünyesinde yüksek oranda nişasta ihtiva eden birkaç meyve türünden biridir. Nişasta parçalanması veya nişasta hidrolizi hasattan sonra başlar. Nişasta parçalanması 0°C’de bile devam eder ve birkaç hafta içerisinde tamamlanır. Yeni hasat edilmiş bir kivi meyvesi eğer 20-25°C’de 4-6 gün içerisinde etilen gazı bulunan bir ortamda bırakılırsa meyve içerisinde bulunan nişastanın tamamı yok olur. Kivi meyvesi bol miktarda glikoz, früktoz ve az oranda sukroz ihtiva eder. Şeker birikiminin maksimum olduğu nokta kivi meyvesinin en uygun yeme kalitesi potansiyeline ulaştığı nokta olarak kabul edilmektedir. Bu noktada SÇKM oranı %14-15’dir.






Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için